Ana Sayfa > Haberler > Haber Arşivi > 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla düzenlenen XII. Ulusal Çocuk Forumu TBMM'de gerçekleştirildi.

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla düzenlenen XII. Ulusal Çocuk Forumu TBMM'de gerçekleştirildi.


TBMM Çocuk Hakları İzleme Komitesi Başkanı Prof. Dr. Cevdet Erdöl’ün toplantıda yaptığı konuşma metni:

 

Sn. TBMM Başkanım,

Sn. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanım,

Sn. UNICEF Türkiye Temsilcisi,

Değerli Konuklar,

Sevgili Çocuklar,

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü vesilesiyle yapılan bu anlamlı toplantıda hepinizi saygıyla selamlarım.
Gerek 23 üncü dönemde kurulan TBMM Çocuk Hakları İzleme Komitesi gerekse Aile ve Sosyal İşler Komisyonu olarak pek çok konuda fikir oluşturmak ve katkı vermek için çalışmalar yaptık.

Sokak çocuklarından, cezaevindekilere ve kaybolan çocuklardan tutun da, tuz kısıtlamasından, fastfood alışkanlıklarına kadar ve sağlık hizmetlerinden, çocukları ve gençleri sigara, alkol, uyuşturucu, uçucu maddeler,  haplar ve benzeri bağımlılık yapıcı ajanlardan korumak için pek çok çalışma yaptık. Ancak gördük ki bütün bağımlılık yapıcılardan daha tehlikeli olan; e

-bağımlılık, siber bağımlılık, ekran bağımlılığı veya elektronik bağımlılık gibi çeşitli adlarla tanımlanan yeni bir bağımlılık çeşididir. Bu bağımlılık türü gençleri ve çocukları hatta büyükleri çok ciddi bir şekilde tehdit etmektedir. Televizyon,  PC, cep telefonu ve onlarla alakalandırılan internet sayesinde, bilgiye ulaşmak son derece hızlı olmakta adeta her ulaşılmak istenen bilgi bir “tık” mesafesinde olmaktadır. Fakat bu teknolojiler ile bulaşan zararlar da bir o kadar yakın olabilmektedir. Sanal kumar, müstehcenlik, sanal şiddet, çocuk istismarı gibi pek çok kötülük akıl almaz kolaylıkta bulaşabilmekte,  pek çok aile birliği boşanmalar neticesinde parçalanmakta bu cihazların ve internetin başında saatlerce kalmak suretiyle postur değişiklikleri, omurga bozuklukları yanında çeşitli ruhsal bozukluklar, intiharlar meydana gelmekte, cinayetler islenmekte, obezite, kalp damar hastalıkları ve diyabete yatkınlık gibi pek çok hastalığa kapı aralamaktadır.
 

Bütün bu olumlu ve olumsuzluklarına rağmen çağın gereği olan bu cihazları ve interneti kullanmamak asla mümkün değildir. bunları kullanmamak,  bu yüzyılda ortaçağa dönmekten farksızdır. Kaldı ki 25 yaş altı nüfusumuzun 35 milyona vardığı ülkemizde neredeyse her köyde hızlı internet bağlantısının mümkün olduğunu düşünürsek ve yakın zamanda uygulamaya başlanacak Fatih Projesi’yle her çocuğumuza ileri bilişim teknoloji ürünü olan tablet PC verecek olduğumuzu düşünürsek bilgiye ulaşmanın kolaylığı ve aynı zamanda tehlikenin boyutunu da hayal edebiliriz.
 

O halde ne yapmalı?
 

Çok keskin bir bıçağı büyük bir titizlikte nasıl kullanacağımızı öğrenip öğreterek kendimize ve çevremize faydalı olmamızı ancak ne kendimize ne de başkasına zarar vermememizi sağlamamız gerekmektedir. Bu ekmek keserken elimizi kesmememizi öğrenmemize benzer.  Sadece kendimiz değil eğiticiler aileler, çocuklar ve gençler, aslında herkes, bu eğitimi almalıdır. Aksi halde yasaklama mantığı ile ne çocuklarımızı koruyabilir ne de bilgiye ulaşabiliriz. Bunun yanında şu günlerde Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından uygulamaya konulan tercihe bağlı filtrelemenin çok önemli ve aynı zamanda çocuklarımız ve gençlerimiz açısından olumlu bir uygulama olduğunu belirtmek isterim. Çünkü bu uygulama, tercihe bağlı olmanın yanında bilgiye ulaşımda engel de oluşturmamaktadır.
 

Bilgiye ulaşımdaki hız yanında, bu çağdaş teknolojilerin ve elbette ki internetin faydalarının azami seviyeye çıkarılması ve zararlı etkilerini en aza indirilmesinde tek başına bir ülkenin alacağı kararlar asla yeterli olamaz. Bu nedenle tüm ülkelerin aynı anda ve hep birlikte uygulayacakları ortak kararlara ihtiyaç vardır.  Buna sadece ülkemizin değil tüm dünya çocuklarının ve gençlerinin ihtiyacı vardır. Bu nedenle, bundan birkaç ay önce hem Dünya Sağlık Örgütü (WHO) hem de UNICEF’e benzer mahiyette ayrı mektuplar yazarak komisyonumuz adına tıpkı FCTC  (Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi) gibi uluslararası bir sözleşme hazırlayarak tüm dünya çocuklarını korumamız gerektiğini ifade ettim. Aynı zamanda UNICEF Türkiye temsilcisi Sn. Ayman Abulaban’dan bu yıl yapılacak 20 Kasım etkinliklerinde bu konunun ele alınmasını rica ettim.  Büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim ki bu hayalim gerçek oldu. Üç gündür yapılan bu toplantıda değerli bilim insanlarının çizeceği yol haritası bundan sonra yapılacaklar için bize yol gösterici olacaktır.
 

Bu vesile ile kendilerine teşekkür ederim.

Sayın Başkanım,

Biraz önce de arz ettiğim gibi 23 üncü dönemde sekiz arkadaşımızla kurduğumuz TBMM Çocuk Hakları İzleme Komitesi artık kalıcı olmalı ve kurumsallaşmalıdır.

Bu konuda desteğinize ve önderliğinize ihtiyacımız vardır.  Ayrıca bu dönemde oluşturulacak ve çocukların sorunları ile ilgilenecek bir ombudsmanlık müessesesini de önemsediğimizi ve bunun çocuklarımız için çok hayırlı bir gelişme olacağını ifade etmek isterim.
Nihayet Türkiye’nin tüm çocuklarını üzen Van depremi ve orada çocuklarımızın üşümesi hepimizin kalbini ürpertmektedir.

Onları asla unutmayalım.
 

Sayın Başkanım,

Değerli Konuklar,

Bu önemli konuyu gündeme alarak, TBMM himayesinde ve TBMM çatısı altında bu toplantıya ev sahipliği yapan siz değerli Başkanıma,

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sn. Fatma Şahin’e,

UNICEF Türkiye Temsilcisi Ayman Abulaban’a, 

değerli bilim insanlarına, bürokratlara ve katkı veren herkese teşekkür eder,

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nüzü kutlarım.